Zerzevat
Merhaba
Biliyorum en son buraya birşey karaladığımda, sanırım fındık hasat zamanıydı. ( Gel gelelim bugün, fındığın büyük kısmını haftalar önce satmış ve parasını bekler durumdayım. )
Hemen bir şeyler yazmak için şu yazma ekranının açılmasını o kadar sabırsızlıkla bekledim ki, sanki açıldığında ilham perilerim etrafıma doluşacak ve sayfalar dolusu yazmamı sağlayacakmış gibi. Tabii, ben bir an önce yazmaya başlamak için acele ettikçe, internet o kadar yavaşlıyor gibiydi. Bunda Türk Telekom’un etkisi de büyük.
Hah periler pırrrr uçuverdi. Değişik bir şey farkettim aniden. Yazmaya başlamadan önce ( henüz yazı ekranını bile açmadan ) kafamda o kadar yazmayı düşündüğüm şey vardı ki, nasıl yazacağım bu kadar şeyi diye endişelendim. Ama şu an yazıyorum ve aklıma şu an kendi sitemden dinlediğim müzik dışında yazacak bir şey gelmedi aklıma.
Zerzevat* adam üstüne salçayı saldılar biberli yağa buladılar hafif ateşte kızarttılar ama ellerinden kaçırdılar. Zerzevat adam sonra da onu buldular televizyonun başında çılgın bir elmas vardı artık bakışlarında zerzevat adam.
Baba Zula
Bayanlar baylar sizlere yazarların en büyük sorunundan bir tanesini açıklayayım. Dikkatle dinleyiniz.
( Aman nerden dinleyeceksiniz, okuyun işte. Hatırlatma: Yakında bir “podcast” hareketine girişebilirim. O zaman dinleyebileceksiniz. Sakın siz de bizi dinleyebilecek misiniz gibi şaka yapmayın, yeri değil.)
Kendini yazmak zorunda hissedip de, aklına hiç bir şey gelmemesine ve üretecek bir şeyi olmamasını karşın zorlama yazılar yazmasıdır. Siz de haklısınız. Aylardır tek kelime yazmadım, daha ne kadar kendimi yazmak zorunda hissedebilirim ki. Bundan daha müsait bir durum olabilir mi. Ama bunda sizin suçunuz nedir. Böyle kel alaka bir yazıya ilgi gösteriyorsunuz siz değerli okuyucularım. Aslına bakarsınız, bu yazarların değil okuyanların en büyük sorunlarından biri olsa gerek.
Düşünsenize kim bilir, ne umutlarla okumaya başladınız bu yazımı. Hatta buraya kadar gelmiş olmanıza bile şaşıyorum.
Bazı boş köşe yazarlarının,
zorlama,
boş,
gündem dışı yazıları vardır gazetelerde.
Hatta yazacak bir şey
bulamadıklarından mıdır nedir,
sürekli atlayarak yazarlar.
Biz bu hileyi ilkokulda yapardık aslanım. Defter dolu gözüksün yeter ki. Şöyle kitap özeti yapacağımız zaman büyük büyük harfler ile, satır atlama yaparak.
Okuyucuya geri dönecek olursak, hâla bu satırlarda bu yazının bir konu hakkında yazıldığını görmeyi umut edebiliyor, ve bir konu olmadan nasıl bir yazı hazırlanabildiğini görebilmek dışında bir amacınız var ise sizi takdir ile selamlıyor.
Aman beni o, kalktığında neler yaptığını anlatan ve bu da yetmezmiş gibi bunları sorgulayan insanlarla bir tutmayın. Çünkü onların yazılarının çıktığı gazeteler ücretli. Benim şu saçma yazımı okumak beleş. Şu an neyi sorguladığımın bile farkında değilim, o derece yani.
Aklıma gelmişken söyleyeyim. Ülkemizde ücretsiz olması gereken o kadar çok gazete var ki. Neyse konuyu böyle önemsiz şeylerle dağıtmayalım.
Nerede kalmıştım.
*zerzevat: asıl anlamı sebze. dağınık ve tadımlık olay, şey anlamında da olabilir.



No Comments Yorumlar Beslemesi
Add a Comment